Masanın Altındaki Liste Deniz bugün saat üç otobüsünü bekliyor. Otobüs on dakika sonra hareket edecek. Deniz küçük bir yerde kahve içiyor. Çantası yanında, parası cebinde duruyor. Deniz masanın altında bir kâğıt görüyor. Kâğıtta el yazısı ile üç şey var. “Kırmızı kapı, iki çay, sarı saat.” Deniz kâğıdı alan kadın Ayla’ya veriyor. “Bu liste sizin mi?” diye soruyor. Ayla listeye bakıyor. “Hayır, benim değil,” diyor. “Burada kim oturdu?” “Genç bir kadın oturdu.” “Yanında çanta var mıydı?” “Evet, siyah bir çanta vardı.” Deniz boş sandalyenin altında siyah çantayı görüyor. “Bu çanta mı?” diye soruyor. Ayla hemen eğiliyor. “Evet, bu çanta.” “Kadın nereye gitti?” “Bilmiyorum. Ama çok hızlı çıktı.” Deniz saate bakıyor. Sekiz dakika kalmış. “Liste belki kadının yolu,” diyor. Ayla başını kaldırıyor. “Kırmızı kapı burada,” diyor. Kafenin arka yerinde kırmızı bir kapı var. Deniz çantayı alıp kapıya gidiyor. Kapının yanında iki dolu çay duruyor. Deniz, “İkinci şey de burada,” diyor. Ayla arkasından geliyor. “İki çayı kadın istedi,” diyor. “İki kişi için mi?” “Evet, ama diğer kişi gelmedi.” “Kadın kimi bekliyordu?” “Otobüs çalışanını bekliyordu.” Deniz yine listeye bakıyor. “Sarı saat nerede?” Ayla dışarıyı gösteriyor. “Otobüs yerinde sarı saat var.” Deniz saate bakıyor. Altı dakika kalmış. Siyah çantayı alıp dışarı çıkıyor. Ayla da onunla geliyor. Sarı saatin altında bir adam duruyor. Adam otobüs çalışanı Kemal. Deniz çantayı ona gösteriyor. “Bu çantayı tanıyor musunuz?” Kemal başını sallıyor. “Hayır, tanımıyorum.” “Bir kadın sizi bekliyor muydu?” “Bir kadın bana soru sordu.” “Ne sordu?” “Üç otobüsü hangi yerden gider, dedi.” “Sonra nereye gitti?” Kemal boş yolu gösteriyor. “Bilet almaya gitti.” Deniz listeyi gösteriyor. “Kırmızı kapı, iki çay, sarı saat.” Kemal kâğıdı dikkatle okuyor. “Bu alışveriş listesi değil,” diyor. “Peki, nedir?” “Buluşma yeri bilgisi.” Ayla, “Ama kadın neden çantayı bıraktı?” diyor. Deniz siyah çantaya bakıyor. Çantanın üzerinde küçük bir otobüs bileti var. Bilette saat üç yazıyor. Deniz, “Kadın aynı otobüse gidiyor,” diyor. O anda genç bir kadın koşarak geliyor. Kadın nefes alıp çantaya bakıyor. “Çantam burada!” diyor. Deniz, “Adınız nedir?” diye soruyor. “Ece.” “Çantanın içinde ne var?” “Bir kitap, mavi telefon ve ekmek var.” Deniz çantayı açmadan Ayla’ya bakıyor. Ayla başını sallıyor. “Telefon maviydi,” diyor. Deniz, “Liste sizin mi?” diye soruyor. Ece kâğıdı alıyor. “Evet, kardeşim için yazdım.” “Kırmızı kapı neden?” “Kafenin arka kapısı.” “İki çay neden?” “İki çay istedim.” “Sarı saat neden?” “Kardeşim beni orada bulacaktı.” Kemal, “Kardeşiniz nerede?” diye soruyor. Ece kısa süre susuyor. “Telefon etti. Bugün gelemiyor.” Deniz çantayı ona uzatmıyor. “Mavi telefon çantadaysa, nasıl telefon etti?” Ece siyah çantanın küçük ön yerini açıyor. İçinden ikinci bir telefon çıkarıyor. “Bu benim telefonum,” diyor. “Mavi telefon kardeşimin hediyesi.” Ayla, “Ekmek ne için?” diye soruyor. Ece çantayı açıyor. İçeride kitap, mavi telefon ve ekmek var. Deniz çantayı Ece’ye veriyor. Kemal yüksek sesle, “Üç otobüsü hazır!” diyor. Ece çantayı alıyor. “Teşekkür ederim. Otobüs gitmeden geldiniz.” Deniz kendi çantasını sıkıca tutuyor. “Hadi, aynı otobüse gidiyoruz,” diyor.