Geç Kalan Saatçi Murat bugün yeni dükkânını açacaktır. Dükkân küçük bir sokağın içindedir. Saatler duvarda yan yana durur. Bugün dükkânın ilk günüdür. Murat saat tamir eder. Murat saatleri çok sever. Ama Murat her zaman geç kalır. Saat sekizde dükkânda olacaktır. Saat sekiz olur. Murat dükkânda yoktur. Nermin kapının önünde bekler. Elinde eski bir saat vardır. Nermin saate bakar. Saat sekizdir. Sonra duvardaki saate bakar. Duvardaki saat dokuzdur. Nermin, “Saat kaç?” diye sorar. Sokaktan geçen Cem durur. Cem, “Sekiz,” der. Nermin, “Duvardaki saat dokuz,” der. Cem saate bakar. “O saat doğru değil,” der. Nermin, “Murat ne zaman gelir?” diye sorar. Cem, “Murat her zaman gelir,” der. Nermin, “Ne zaman?” diye sorar. Cem, “Geç gelir,” der. Nermin başını sallar. “Bunu ben de biliyorum,” der. Saat dokuz olur. Murat hâlâ yoktur. Nermin kapıya yeniden bakar. Cem dükkânın önünde kalır. Bir saat sonra Murat hızlı hızlı gelir. Bir elinde çanta vardır. Diğer elinde ekmek vardır. Şapkası evde kalmıştır. Murat kapının önünde durur. Nefes alır. Nermin ona bakar. Cem saate bakar. Nermin, “Saat kaç?” diye sorar. Murat, “Sekiz,” der. Nermin, “Saat on,” der. Murat duvardaki saate bakar. “Bu saat yanlış,” der. Nermin kendi saatini gösterir. “Bu da on,” der. Murat çantasını yere bırakır. “Ben erken geldim,” der. Cem, “Saat on,” der. Murat, “Benim saatim sekiz,” der. Nermin, “Senin saatin durdu,” der. Murat saate bakar. Saatin içinde küçük bir taş vardır. Murat taşı cebine koyar. Murat, “Şimdi çalışır,” der. Saati kurar. Saat iki kez ses çıkarır. Sonra yeniden durur. Cem, “Bu saat çalışmıyor,” der. Murat, “Çalışıyor,” der. Nermin, “Saat kaç?” diye sorar. Murat, “Sekiz,” der. Cem, “Saat on,” der. Nermin, “Saat on,” der. Murat dükkâna girer. Dükkânın içinde on iki saat vardır. Her saat başka bir zamanı gösterir. Biri üçü gösterir. Biri beşi gösterir. Biri hiç çalışmaz. Murat hepsine bakar. “Hepsi doğru,” der. Nermin, “Hepsi başka,” der. Murat, “Zaman başka olabilir,” der. Nermin eski saati uzatır. “Bunu bugün yap,” der. Murat saati alır. “Bugün yaparım,” der. Cem cebinden başka bir saat çıkarır. “Bunu da bugün yap,” der. Murat saate bakar. “Bu saat neden burada?” der. Cem, “Sen dün almıştın,” der. Murat, “Dün burada değildim,” der. Cem, “Dün saat üçte geldin,” der. Murat, “Ben saat üçte evdeydim,” der. Nermin, “Dün saat üçte dükkândaydın,” der. Murat yeniden duvara bakar. Murat, “Saat kaç?” diye sorar. Nermin, “On,” der. Cem, “On,” der. Murat cebinden kendi saatini çıkarır. “Sekiz,” der. Nermin, “Dükkânı aç,” der. Murat anahtarı arar. Anahtar cebinde yoktur. Çantasında da yoktur. Cem kapının yanındaki masaya bakar. Anahtar masanın üstündedir. Murat anahtarı alır. Kapıyı açar. İçerideki bütün saatler aynı anda ses çıkarır. Murat irkilir. Nermin eski saati geri alır. “Önce bunu yap,” der. Murat, “Tamam,” der. Sandalyeye oturur. Saati açar. İçinden küçük bir ekmek parçası çıkar. Murat ekmeğe bakar. Sonra elindeki ekmeğe bakar. Nermin, “Saatin içinde ekmek var,” der. Murat, “Benim ekmeğim,” der. Cem, “Sen ekmeği saate koydun,” der. Murat, “Ben saati ekmeğin yanına koydum,” der. Nermin saate bakar. Saat yeniden çalışır. Saat sekizi gösterir. Murat ayağa kalkar. “Bakın, şimdi doğru,” der. Nermin kapıya bakar. Sokakta güneş yükselmiştir. “Saat on,” der. Murat saati eline alır ve, “Yarın gelin,” der.