İnce Belli Bardakta Çay Türkiye’de sıradan bir kahvaltı masasında ekmek, peynir, zeytin ve çayın yeri hazırdır. Masanın yanında iki katlı bir çaydanlık durur ve küçük bardaklar kısa sürede boşalır. Çay yalnız kahvaltıda içilmez, fakat uzun bir gün çoğu zaman onunla başlar. Çaydanlığın alt kısmında sıcak su, üst kısmında ise demlik vardır. Önce alt kısımdaki su kaynar, sonra bu suyun bir bölümü çay yapraklarının üzerine dökülür. Demlik yeniden üst tarafa konur ve çay, sıcak suyun üzerinde yavaşça hazırlanır. Böylece alttaki su sıcak kalır, üstteki çay da güçlü bir renk alır. Bardağa önce demlikten çay, sonra alt çaydanlıktan sıcak su konur. Az çay ve çok su kullanılırsa buna açık çay denir. Daha çok çay konursa koyu çay olur. Herkes kendi çayını açık ya da koyu hazırlayabilir, bu yüzden iki katlı çaydanlık oldukça uygundur. Türk çayı genellikle küçük, ince belli cam bardakta içilir. Bardağın dar orta kısmı eli rahat tutar, geniş üst kısmı ise çayın rengini gösterir. Cam bardak sıcak olur, bu nedenle bardak çoğu zaman üst kenara yakın tutulur. Yanında küçük bir tabak ve çay kaşığı bulunur. Şeker isteyen kişi bir veya iki parça şeker atar, fakat süt genellikle kullanılmaz. Küçük bardak ilk bakışta az çay demektir, ancak asıl durum farklıdır. Bardak küçük olduğu için çay sıcak içilir ve sık sık yeniden verilir. Evde, işte, kahvede, dükkânda ve uzun bir konuşma sırasında yeni bir bardak gelir. Bir bardak biter, çaydanlık masada kaldığı için diğeri hemen hazırlanır. Türkiye, kişi başına en çok çay içilen ülkeler arasında ilk sırada yer alır. Genel hesaplar, kişi başına günde yaklaşık üç ya da dört küçük bardak gösterir. Bu sayı yalnızca ortalamadır; hiç içmeyen biri de, günde on bardak içen biri de vardır. Bu nedenle küçük bardaklar günün sonunda büyük bir sayı oluşturur. Çayın Türkiye’deki bugünkü yeri çok eski değildir. Osmanlı zamanında kahve daha önemli bir sıcak içkidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında devlet, Karadeniz’in doğusunda çay üretimini destekler. Özellikle Rize’nin bol yağmurlu ve yumuşak havası çay bitkisi için uygun çıkar. Rize ve çevresindeki üretim büyüdükçe yerli çay daha kolay bulunur. Fabrikalar çay yapraklarını işler, paketler ülkenin başka şehirlerine gider ve fiyatlar daha uygun olur. Çay böylece evlere, iş yerlerine ve kahvaltı masalarına girer. Bugün Türkiye’de içilen siyah çayın büyük bölümü hâlâ Rize ve doğu Karadeniz’den gelir. Kahvaltı biterken tabaklar kalkar, fakat çaydanlık hemen kalkmaz. Bardakta son bir parmak yer kalınca demlikten biraz daha çay dökülür.