Köprüdeki Taksi Sabah saat sekizde, Cem sarı taksisiyle İstanbul'da çalışıyordu. Hava soğuktu, yollar ise maraton için doluydu. Derya arka tarafta oturuyor, iki eliyle karnını tutuyordu. “Cem Bey, Mavi Kapı Hastanesi'ne kaç dakikada gideriz?” dedi. “Normal zamanda yirmi dakika,” dedi Cem. “Ama bugün yollar kapalı olabilir.” “Yirmi dakikam olmayabilir.” Cem ona küçük aynadan baktı. Derya'nın yüzü beyazdı ve nefesi çok hızlıydı. “Doğum ne zaman başladı?” diye sordu. “Evden çıkmadan önce başladı. Şimdi acı daha sık geliyor.” Cem taksiyi ana yola çıkardı ve hızını artırdı. Beş dakika sonra Yelken Köprüsü'nün girişine geldiler. Yolun ortasında demir bir engel vardı. Engelin yanında genç bir polis duruyordu. Polis elini kaldırdı. “Durun, köprü maraton için kapalı.” Cem camı açtı. “Hastaneye gidiyoruz, doğum başladı.” “Bu yoldan geçemezsiniz. Diğer yolu kullanın.” “Diğer yol yarım saat sürer.” Arka taraftan Derya'nın sesi geldi. “Cem Bey, durmayın, lütfen.” Cem arabadan indi ve polisin yanına gitti. “Bu taksi benim bütün işim,” dedi. “Ama gerekirse engelin yanından geçerim.” Polis dar yere baktı. Engel soldaydı, büyük bir taş ise sağdaydı. “Taksiye zarar verirsiniz,” dedi polis. Derya kapıyı açmaya çalıştı. “Ben burada doğum yapmak istemiyorum.” Polis hemen arka kapıya geldi. “Kapıyı açmayın, içeride kalın.” Sonra Cem'e döndü. “Ben engeli biraz çekerim. Siz çok yavaş geçin.” Cem yeniden taksiye bindi. Polis demiri iki eliyle çekti, fakat yol hâlâ çok dardı. “Biraz daha!” diye seslendi Cem. “Daha fazla gelmiyor. Sağ tarafa dikkat edin.” Cem taksiyi yavaşça ileri aldı. Sağ kapı taşa geldi ve sert bir ses çıktı. Cem bir an durdu, sonra Derya yeniden konuştu. “Devam edin!” Cem taksiyi ileri aldı ve taş kapıda uzun bir iz bıraktı. Taksinin arka tarafı da geçince polis demiri bıraktı. “Arkamdan gelin,” dedi polis. “İnsanları yoldan çıkaracağım.” Polis önden koştu, Cem de taksiyi onun arkasından sürdü. Köprünün üzerinde maraton için bekleyen insanlar vardı. Polis ellerini kaldırdı ve herkes iki yana geçti. Derya birden öne doğru geldi. “Cem Bey, bebek geliyor.” “Hastane yakın,” dedi Cem. “Sadece üç dakika daha.” “Üç dakika çok uzun.” Köprünün sonunda başka bir engel vardı. Polis engelin yanına koştu, fakat demir yere bağlıydı. “Buradan geçemeyiz,” dedi. Cem sol tarafta küçük bir yol gördü. Yol boştu, ancak aşağı doğru çok hızlı gidiyordu. “O yol hastanenin arkasına çıkar mı?” diye sordu. “Çıkar, ama dikkatli olun.” Cem sola döndü. Taksi aşağı inerken Derya iki eliyle önündeki yere tutundu. “Özür dilerim,” dedi Cem. “Yol çok kötü.” “Konuşmayın, sadece gidin.” Küçük yolun sonunda Mavi Kapı Hastanesi göründü. Cem taksiyi acil girişin önünde durdurdu. Bir doktor dışarı çıktı ve arka kapıyı açtı. “Doğum başladı,” dedi Cem. “Biliyorum,” dedi Derya. “Bunu uzun zamandır söylüyorum.” Doktor Derya'ya destek oldu ve onu içeri götürdü. Cem zarar gören kapıya bir kez baktı, taksiyi orada bıraktı ve Derya'nın arkasından içeri girdi.