Banktaki Sıcak Simit Nihat her sabah Kadıköy iskelesindeki aynı bankta oturuyordu. İlk gemi gelmeden önce oraya geliyor, denizi izliyordu. Son yedi gündür bankın üstünde sıcak bir simit buluyordu. Simidin yanında bir gazete parçası vardı, fakat hiçbir mesaj yoktu. Nihat ilk gün simidi yemedi. Belki simidin sahibi geri gelir diye yarım saat bekledi. Kimse gelmeyince simidi iki parça yaptı. Bir parçayı yedi, diğer parçayı bankın altında bekleyen Boncuk'a verdi. Sekizinci sabah Nihat yine erken geldi. Elinde birkaç lira vardı, çünkü simidi getiren kişiye para vermek istiyordu. Sıcak simit yine aynı yerdeydi. Nihat çevresine baktı ve yüksek sesle, “Kim bırakıyor bunu?” dedi. Yakında sadece iskelede çalışan Emine vardı. Emine bankları su ile temizliyordu. Emine, “Bana mı söylediniz?” diye sordu. Nihat simidi gösterdi. “Bu simit her sabah burada oluyor. Kimin getirdiğini biliyor musunuz?” Emine başını kaldırmadan, “Hayır, belki bir yolcu bırakıyordur,” dedi. Nihat banka oturmak istedi, fakat bankın üstünde su gördü. Simidin altındaki gazete parçasını kaldırınca orada su olmadığını fark etti. Simit, bank temizlenmeden önce oraya gelmişti. Bankı temizleyen kişi simidi görmeden bu işi yapamazdı. Nihat, “Garip bir şey var,” dedi. “Bankın her yerinde su var, ama simidin altında yok.” Emine cevap vermedi. Elindeki eski gazeteyi alıp gitmek istedi. O anda Nihat gazetenin büyük bir parçasının olmadığını gördü. Simidin altındaki küçük parçada yarım bir futbol fotoğrafı vardı. Emine'nin gazetesinde de aynı fotoğrafın diğer yarısı görünüyordu. Nihat iki gazete parçasını yan yana koydu. Fotoğraf tam oldu. “Artık biliyorum,” dedi. “Simidi siz getiriyorsunuz.” Emine bir süre sessiz kaldı. Sonra, “Tamam, ben getiriyorum,” dedi. Nihat elindeki liraları uzattı. “Neden bana simit alıyorsunuz? Lütfen paranızı alın.” Emine paraya bakmadı. “Simit size değil,” dedi. “Boncuk'a.” Bankın altındaki Boncuk ayağa kalktı ve simide baktı. Nihat, “Ama simidin yarısını ben yiyorum,” dedi. “Biliyorum,” dedi Emine. “Siz her sabah çay alıyorsunuz, sonra paranızı sayıyorsunuz. Simit almıyorsunuz. Boncuk gelince de ona verecek bir şey arıyorsunuz. Simidi doğrudan size alsaydım kabul etmezdiniz.” Nihat birkaç lirayı tekrar uzattı. “Yine de bunu her gün yapamazsınız.” Emine, “Yarın simidi siz alın,” dedi. “Ben de çayı alırım.” Nihat liraları geri aldı, simidi üç parça yaptı ve en büyük parçayı Emine'ye verdi.